Darwinizm'in yıkılışının 200. yıldönümü, 12 Şubat 2009 tarihinde çeşitli etkinliklerle kutlanacaktır. Darwinizm'in bu yıkılış kutlaması çerçevesinde Darwinizm'in dünya çapındaki yenilgisinin konu edildiği çeşitli konferanslar düzenlenecek, Darwinist aldatmacanın anlatıldığı kitap dağıtımları gerçekleştirilecek, Darwinizm safsatasının gerçek yüzünü gösteren video gösterilerine yer verilecek ve diğer etkinlikler düzenlenecektir. İlgilenen herkesin, Darwinizm'in yıkılışı konusuyla ilgili fikirlerini ve düşüncelerini yazılı olarak sitemize göndermelerini rica ediyoruz. Gelen yazılar incelendikten sonra sitemizde yayınlanacaktır.
Şimdiden teşekkür ederiz.

BİZE BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ >>>

DOĞUMUNUN 200. YILINDA DARWİN'İ
YIKAN ON BEŞ KANIT

Darwin'in doğumunun 200. yıldönümünde, Nature dergisi, Darwin'in köhne teorisini tekrar gündeme getirebilme ve yüzyılımızda yerle bir olmuş bu teoriyi yeniden canlandırabilme ümidiyle bir yazı yayınladı. Cumhuriyet Bilim Teknik Dergisi, Nature'de çıkan bu haberi, "Darwin'i Doğrulayan On Beş Kanıt" başlığı altında verdi. Amacı ise Darwinist Nature dergisi ile aynıydı. Yıkılmış, yerle bir olmuş, dünya nüfusunun %80'i tarafından reddedilmiş olan evrim teorisini yeniden eski ününe kavuşturabilmek... >>>

DOĞUMUNUN 200. YILDÖNÜMÜNDE DARWIN'İN VASİYETİ AÇILDI

Darwin, 1859 yılında, bundan tam 150 yıl önce Türlerin Kökeni isimli kitabında şunları söylemişti:

Eğer gerçekten türler öbür türlerden yavaş gelişmelerle türemişse, neden sayısız ara geçiş formuna rastlamıyoruz?

Neden bütün doğa bir karmaşa halinde değil de,
tam olarak tanımlanmış ve yerli yerinde?

Sayısız ara geçiş formu olmalı, fakat niçin yeryüzünün
sayılamayacak kadar çok katmanında gömülü olarak bulamıyoruz...

Niçin her jeolojik yapı ve her tabaka böyle bağlantılarla dolu değil
?


Jeoloji iyi derecelendirilmiş bir süreç ortaya çıkarmamaktadır ve belki de
bu benim teorime karşı ileri sürülecek en büyük itiraz olacaktır. (Charles Darwin, The Origin of Species, s. 172, 280)

Şu anda, Darwin'in 150 yıl önce söylediği sözler gerçek oldu!

Şu anda, Darwin'in 19. yüzyılda söylediği gibi, gerçekten de ara fosil diye bir şey olmadığı ortaya çıktı.

Yeryüzünün sayılamayacak kadar çok katmanında 250 milyondan fazla fosil bulundu. Fakat bunların tek bir tanesi bile ara fosil değildi.
Bulunan 250 milyon fosil, tam da Darwin'in öngördüğü gibi doğanın bir karmaşa içinde olmadığını, tam, mükemmel, kusursuz ve tüm parçaları yerli yerinde olan canlılardan oluştuğunu ortaya çıkardı.

Darwin'in söylediği gibi, hiçbir jeolojik yapıda ve hiçbir tabakada canlıların birbirine sözde bağlantısını gösteren hiçbir ara canlı fosili olmadığı görüldü.

Bütün bunların üstüne, yeni bilimler hücrenin, kromozomların, proteinlerin olağanüstü komplekslikte olduğunu gösterdi.

DNA'nın içinde bir milyon ansiklopedi sayfasını dolduracak miktarda bilgi olduğu ve böyle muhteşem bir yapının tesadüfen meydana gelmesinin imkansız olduğu keşfedildi.

Her şeyin en temel yapıtaşı olan atomların kusursuz bir düzene ve muhteşem bir kompleksliğe sahip olduğu anlaşıldı.

Ve yeryüzündeki bu muhteşem düzen, eşsiz, kusursuz sanat, yine tam olarak Darwin'in söylediği gibi teorisine karşı öne sürülecek en önemli itiraz olarak ortaya çıktı.

Günümüzde yaşayan Darwinistler de bu vasiyetin doğruluğunu teyid ettiler:

Niles Eldredge (Harvard Üniversitesi'nde Paleontolog)
Gerçekten de, çeşitli ve iyi saklanmış fosillerin ani oluşumu, olağanüstü bir entelektüel meydan okuma teşkil etmektedir.1

Derek W. Ager (Ünlü İngiliz Paleontolog):
Sorunumuz şudur: Fosil kayıtlarını detaylı olarak incelediğimizde, türler ya da sınıflar seviyesinde olsun, sürekli olarak aynı gerçekle karşılarız; kademeli evrimle gelişen değil, aniden yeryüzünde oluşan gruplar görürüz.2

Mark Czarnecki (Evrimci Paleontolog):
Teoriyi (evrimi) ispatlamanın önündeki büyük bir engel, her zaman için fosil kayıtları olmuştur... Bu kayıtlar hiçbir zaman için Darwin'in varsaydığı ara formların izlerini ortaya koymamıştır. Türler aniden oluşurlar ve yine aniden yok olurlar. Ve bu beklenmedik durum, türlerin Allah tarafından yaratıldığını savunan yaratılışçı argümana destek sağlamıştır.3

Carlton E. Brett:
Yeryüzünde hayat zaman içinde, yavaş yavaş ve kademe kademe mi gelişti? Fosil kayıtlarının bu soruya cevabı; "Hayır"dır.4

Dr. Colin Patterson (Paleontolog):
Herhangi bir türün başka hangi tür canlıdan geldiğini gösteren bir fosil fotoğrafı göstermemi istemişsiniz - böyle bir fosil kaydı mevcut değil.5

David B. Kitts (Oklahoma Üniversitesi, Bilim Tarihi Profesörü):
Evrim, türler arası geçiş formalarını gerektirir, ama paleontoloji bunu evrimcilere sunamadı.6

Mark Ridley (Zoolog, Oxford Üniversitesi):
Gerçek bir evrimci hiçbir zaman, yaratılışa karşı evrim teorisine dayanak olarak fosil kayıtlarını kullanmamaktadır.7

Steven M. Stanley:
Bilinen fosil kayıtları, evrimin büyük bir morfolojik ara geçişi başaran tek bir örneğini dahi belgeleyemedi. Bundan dolayı fosil kayıtları kademeli evrimin geçerli olabileceğine dair hiçbir kanıt öne süremez.8

Hoimar Von Ditfurth :
Geri dönüp baktığımızda, neredeyse ıstırapla aranan o geçiş biçimlerini bir türlü bulamamış olmamıza şaşırmamamız gerektiğini anlıyoruz. Çünkü büyük olasılıkla böyle bir ara aşama hiç var olmadı.9

George Gaylord Simpson:
Evrim tarihinin büyük bölümünü temsil eden ara-geçiş formları nerededir? Henüz hiçbir yerde bulunamadılar.10

Tom Kemp (Oxford Üniversitesi):
Bir nesilden diğerine türlerin birbirine geçişinin mümkün olduğunu gösterecek tek bir kayıt örneği yoktur.11

Dr. Colin Patterson:
Gould ve Amerikan Müzesi uzmanları ara fosillerin bulunmadığını söylerken bir çelişki sergilememektedirler. Tek bir ara fosil bile yoktur.12

İşte bu sebeplerle Darwin'i tebrik ediyoruz!

Yaşadığımız yüzyılda ele geçen bilimsel delillerle Darwin'in gerçekten de çok öngörülü bir insan olduğu ortaya çıktı! 150 yıl önce "tek bir tane bile ara fosil yok" demişti, şimdi tek bir tane bile ara fosil olmadığı milyonlarca fosil kaydı ile teyid edilmiş oldu! Darwin'in vasiyeti aynısıyla doğrulandı! Darwin'i, üstün öngörüsü ve bu önemli tahmininden dolayı, doğumunun 200. yıldönümünde tebrik ediyoruz.


1 Niles Eldredge The Monkey Business: A Scientist Looks at Creationism, Washington Square Press, New York, 1982, s.44
2 Derek A. Ager, "The Nature of the Fossil Record", Proceedings of the British Geological Association, cilt 87, 1976, s. 133
3 Mark Czarnecki, "The Revival of the Creationist Crusade", MacLean's, 19 Ocak 1981, s. 56
4 Carlton E. Brett, "Statis: Life in the Balance", Geotimes, vol. 40 (Mart 1995), s.18
5 L.D.Sunderland, Darwin's Enigma: Fossils and Other Problems, 4. Baskı, Master Books, 1988, 10 Nisan 1979 tarihli mektuptan
6 "Paleontology and Evolution Theory", Evolution, Vol. 28 (Eylül 1974) s.467
7 "Who Doubts Evolution?", New Scientist, sayı 90, 25/06/1981, s. 831
8 Stanley, Steven M., Macroevolution: Pattern and Process, San Francisco: W. H. Freeman and Co., 1979, s. 39
9 Hoimar Von Ditfurth, Dinozorların Sessiz Gecesi 2, Alan Yayıncılık, Kasım 1996, İstanbul, Çev: Veysel Atayman, s.22
10 G.G. Simpson, The Meaning of Evolution, Bentam Books, Inc. New York, 1971, s. 16-19
11 Tom S. Kemp, Mammal-like Reptiles and the Origin of Mammals, New York American Press, 1982, s.363
12 L.D.Sunderland, Darwin's Enigma: Fossils and Other Problems, 4. Baskı, Master Books, 1988, s. 89


DARWIN BUNLARI BİLMİYORDU

   1. Tek bir proteinin bile tesadüfen meydana gelmeyeceğini...

Proteinler hem canlı hücrelerinin yapıtaşlarını oluşturan hem de hücre içinde çok çeşitli görevler üstlenen kompleks moleküllerdir. Ortalama bir protein molekülünün tesadüflerle ortaya çıkma ihtimali hesaplandığında ``10 üzeri 950`de 1`` gibi insanın hayal gücünün ötesinde bir rakam çıkmaktadır. Bu sayı matematiksel olarak pratikte ``0 ihtimal`` anlamına gelir.

   2. İndirgenemez kompleksliğe sahip organların evrimi yalanladığını

İndirgenemez komplekslik, evrim teorisinin temelindeki kademeli gelişim iddiasını geçersiz kılan bir özelliktir. Örneğin göz ve kanatlarda indirgenemez komplekslik özelliği mevcuttur. Biraraya gelerek gözü oluşturan gözyaşı bezi, retina, iris gibi organellerin aşamalarla teker teker oluşmaları mümkün değildir. Çünkü gözü oluşturan tüm parçalar ancak eksiksiz olduğunda görme gerçekleşecektir. Aynı şey kanatlar için de geçerlidir.

   3. DNA`daki akılalmaz bilginin tesadüfleri reddettiğini

Bir insanın dış görünümünden iç organlarının yapılarına kadar bütün özelliklerinin bilgisi DNA'nın içinde özel bir şifre sistemiyle kayıtlıdır. Eğer DNA'daki bu genetik bilgiyi kağıda dökmeye kalksak, yaklaşık 500'er sayfalık 900 ciltten oluşan dev bir kütüphane oluşturmamız gerekir. Ama bu akılalmaz hacimdeki bilgi, DNA'nın "gen" adı verilen parçalarında şifrelenmiştir. DNA`nın tesadüflerle ortaya çıkamayacağı kesin bir gerçektir.

   4. Fosil kayıtları Yaratılış`ı gösterdiğini

Bugüne kadar 250 bin ayrı türe ait yaklaşık 250 milyon fosil çıkarılmasına rağmen bunlardan biri bile Darwinizm`i desteklememektedir. Bulunan fosillerin her biri tam ve eksiksiz canlılara aittir. Oysa evrimcilerin iddiaları gerçek olsaydı bu denli fazla fosilin çok büyük bir bölümü ``ara canlılara`` ait olmalıydı, oysa bir tane bile yoktur.

   5. Canlıların Kambriyen döneminde aniden ortaya çıktıklarını

Canlılardaki ana beden yapılarının (yumuşakçalar, kordalılar vb. kategoriler) neredeyse tamamı, günümüzden yaklaşık 530 milyon yıl önce Kambriyen Dönemi`nde ortaya çıkmıştır. Kambriyen öncesinde sadece bir-iki ana kategori varken, Kambriyen`de 50`den fazla ana kategori, dünyanın çeşitli bölgelerinde aniden ortaya çıkmıştır. Kambriyen öncesi canlılar sade bir beden yapısındayken, Kambriyen`dekiler bunlarla kıyas edilemeyecek derecede komplekstir. Örneğin bu devirde ortaya çıkmış olan trilobitlerin sahip oldukları gözler ile bugünkü canlıların göz yapıları arasında hiçbir fark yoktur.

   6. ``Yaşayan fosillerin`` evrim masallarına cevap olduğunu...

Yaşayan fosiller, evrim teorisinin 'kademeli gelişim iddiası'nı son derece çarpıcı şekilde yalanlayan kanıtlardır. Bu fosillere ``yaşayan fosil`` ismi verilmesinin sebebi, yüz milyonlarca yıllık yaşlarına karşın, günümüzde yaşayan örnekleriyle tamamen aynı olmalarıdır. Karıncalardan ağaçlara, yarasalardan köpek balıklarına kadar çok çeşitli türlere ait yaşayan fosiller mevcuttur. Bu durum, doğa tarihi boyunca hiçbir evrimleşme yaşanmadığının kesin bir belgesidir.

   7. Sürüngenlerin kuşların atası olmadığını...

Evrimciler artık Archaeopteryx`i sürüngenlerle kuşlar arasında ara form olarak gösterememektedirler. Bu fosil üzerinde yapılan incelemeler, bu canlının bir ara geçiş formu olmadığını, sadece günümüz kuşlarından biraz daha farklı özelliklere sahip, soyu tükenmiş bir kuş türü olduğunu göstermektedir. Güçlü uçuş kaslarının olduğunu kanıtlayan göğüs kemiğinin varlığı ve günümüz kuşlarınınkinden farksız olan asimetrik tüy yapısı, bu canlının mükemmel olarak uçabildiğini göstermektedir.

   8. Balıkların karaya çıkmadığını...

Evrimciler bir zamanlar sudan karaya geçiş hikayesine delil olarak Coelecanth isimli balığın fosillerini delil gösterirlerdi. Coelecanth o dönemde balıklar ve amfibiyenler arasında yaşamış bir ara canlı zannedildi. Ancak 1938'de Hint Okyanusu'nda Coelecanth'ın "canlı" bir örneği bulundu. Ardından günümüze kadar 200'den fazla örneği yakalandı. Canlı Coelecanth'lar üzerindeki incelemeler, bunun kusursuz yapıda bir balık olduğunu, daha önce fosilleri üzerinde yapılan yorumların tamamen hatalı olduğunu ortaya koydu.

   9. Mutasyonların yeni türler oluşturmadığını...

      Mutasyonlar, canlı hücresinin çekirdeğinde bulunan ve genetik bilgiyi taşıyan DNA molekülünde, radyasyon veya kimyasal etkiler sonucunda meydana gelen kopmalar ve yer değiştirmelerdir. DNA çok kompleks bir düzene sahiptir. Dolayısıyla bu molekül üzerinde oluşan herhangi rastgele bir etki ona ancak zarar verir. Mutasyonlar çoğu zaman hücrenin tamir edemeyeceği boyutlarda birtakım hasarlara, sakatlıklara ve hatta ölümlere sebep olurlar. Hiroşima, Nagazaki veya Çernobil facialarına maruz kalmış insanlar bunun canlı göstergeleridir. Mutasyonların evrimsel bir mekanizma olduğunun iddia edilmesi evrim teorisinin içinde bulunduğu çıkmazın bir kanıtıdır.

  10. Doğal seleksiyonun evrime yol açmadığını...

Doğal seleksiyon, güçlü ve çevre şartlarına uygun yapıdaki canlıların hayatta kalışını ifade eder. Ancak bu durum yeni türler ortaya çıkarmaz. Örneğin yırtıcı hayvanların tehdidi altında olan bir zebra sürüsü içinde, hızlı kaçabilen zebralar hayatta kalacak, zebra sürüsü zamanla daha hızlı koşabilen zebralardan meydana gelecektir. Ancak bu süreç sınırlıdır ve zebraları bir başka canlı türüne dönüştürmeyecektir. Çünkü zebraların iskelet kas yapısı ve fizyolojisi DNA'larında kayıtlıdır ve yırtıcılarla olan mücadele bu bilgiyi değiştiremez, zebraya yeni genetik bilgi kazandıramaz.

  11. İnsanın evrim geçirmediğini, insan olarak yaratıldığını...

İnsanın soy ağacının sadece evrimcilerin hayalgücü doğrultusunda kurgulanan bir şema olduğu ortaya çıkmıştır. Evrimciler insanın, sırasıyla "Australopithecines > Homo habilis > Homo erectus> Homo sapiens" canlılarından kademeli olarak türediğini öne sürmüşlerdir. Bu sıralamadaki canlıların her birinin, bir sonrakinin atası olduğu izlenimini vermişlerdir. Oysa evrimcilerin birbirlerinin atası olarak gösterdikleri bu canlılar gerçekte yanyana bulunmakta, bu da insanın hayali soyağacını yıkmaktadır. Paleoantropologların son bulguları, Australopithecines, Homo habilis ve Homo Erectus'un dünyanın farklı bölgelerinde aynı dönemlerde yaşadıklarını göstermektedir.

  12. Evrimci sahtekarlıkları...

Evrimciler teorilerini ispat etmek için sahtekarlıklara da başvurmaktadırlar. Bugüne kadar, embriyo çizimlerindeki sahtekarlıklar, imha edilen veya saklanan fosiller ve bunlar gibi pek çok evrimci sahtekarlığı yapılmıştır. Bunlardan en çarpıcı olan ise Piltown Adamı sahtekarlığıdır.
1912 yılında İngiltere'deki Piltdown yakınlarında ele geçirilen bir kafatasının bir maymun adama ait olduğunu öne sürülmüştür. Kafatasında insan, çenesinde organgutan özellikleri gösteren bu fosil ünlü British Museum'da 40 yıl boyunca evrim kanıtı olarak sergilenmiştir. Ancak bu fosilin sahte olduğu 1953 yılında ortaya çıkmıştır. Fosil evrimciler tarafından insan kafatası ve orangutan çenesinin birbirine tutturulması ve kimyasal maddelerle eskitilmesi suretiyle suni olarak oluşturulmuştu.

 
Darwinist Propagandaya NET CEVAPLAR
''Et Pişirirken Evrimleştik'' saçmalıklarıyla NTV neden küçük düşmeyi göze alıyor? 2010-08-18  
NTV'nin son dönemlerde yaptığı evrim propagandalarına daha önce sitede hazırlanan cevaplardan bölümler 2010-08-14  
Darwinistler, kayıp halka sahtekarlıklarından önce şu soruları cevaplasınlar 2010-07-29  
National Geographic dergisi Ardi yenilgisinden neden bu kadar rahatsız? 2010-07-17  
Tiktaalik Roseae Darwinistler tarafından nasıl sahte bir ara fosil haline dönüştürüldü? 2010-07-14  
Darwinistlerin ''Kromozom Sayısı 48'den 46'ya Düştü'' Aldatmacası 2010-07-06  
Bilim Yerine Holiganlık Darwinistlerin Yegane Yöntemidir 2010-06-06  
Sonuç: Hiçbir Darwinist Gerçekte Darwinist Değildir 2010-05-24  
Sansürsüz iddia 14: ''Ahlak kavramı zaten doğuştan var, fiilen var olan bir kavramı ihmal edemezsiniz'' iddiasının geçersizliği 2010-05-24  
Sansürsüz iddia 13: ''Deep impact'' konusundaki iddiaların geçersizliği 2010-05-24  

DİĞER NET CEVAPLAR >>

 
 
   
RICHARD DAWKINS FAYDALI MUTASYON ÖRNEĞİ VEREMİYOR
EVRİM TEORİSİNİN
ÇÖKÜŞÜ